22 Aralık 2014 Pazartesi

Zona Hastalığı



Zona Hastalığı



Zona hastalığının özelliği, vücudun bir bölgesinde yerleşmesidir. Çizgi (kuşak) şeklinde, yerleştiği sinirin derideki dağılımına uyarak kırmızılık ve üzerinde gruplar oluşturan veziküller (su dolu kabarcıklar) oluşturur. Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce halsizlik, yorgunluk, ateş olabilir. Sinir bölgesinde önce hafif yanma hissedilirken, ağrı şiddetlenir ve şimşek çakması şeklinde tarif edilir.



Hastalık vücudun en çok göğüs ve sırt bölgesinde görülür. Sonra sırayla boyun, yüz ve kafa bel ve karın, kalça ve kasıklara yerleşmektedir.


Bir hafta içinde derideki belirtiler ortaya çıkınca hastalığın teşhisi kesinleşir. Tek taraflı, çizgi şeklindeki ağrı, bulunduğu bölgedeki organların (kalp, mide, safra kesesi, böbrek vb.) ağrıları ile karışabilir. Derideki veziküller önceleri gerginken, zamanla ortalarında hafif çökme oluşur (göbeklenir) ve renkleri şeffafken mat, beyaz - sarımsı olur. Bir hafta sonra derideki kızarıklık kaybolur. Veziküller kabuklanır ve 2. haftanın sonunda kabuklar dökülmeye başlar. İyileşen yerlerde bazen leke veya iz kalabilir. Derideki döküntüler 15 günde kaybolduğu halde sinir kökünün ve sinirin yaptığı ağrı(postherpetik nevralji), bazen 1 - 6 aya kadar uzayabilir. Yaşlılarda ve şeker hastalarında ağrı daha uzun sürmektedir. Zona hastalığı herhangi bir yaşta oluşabilse de en çok 60 yaş ve üzerindeki görülmektedir.


Zona Hastalığının Nedenleri



Hastalık direncin kırılması ile ortaya çıkmaktadır. Direnci kıran nedenler şöyle sıralanabilir: Stres, üzüntü, uykusuzluk, yorgunluk, beslenme bozukluğu (uzun, sağlıksız diyetler), kanser (lenfoma vb.), kanser tedavisinde kullanılan direnç baskılayıcı (immünosupresif) ilaçlar, ışın tedavileri, kaza ve zehirlenmelerden sonra, AIDS hastalığı.

Zona Hastalığının Tanı ve Tedavisi



Hastalığın tanısı, deri belirtileri görülünce kolaydır. Deri belirtileri yokken ağrı yapabilecek diğer hastalıklar araştırılmalıdır. Tedavide ilk 72 saat içinde sistemik (ağızdan veya damardan) antiviral ilaçlar (asiklovir, famsiklovir, valasiklovir, brivudin) kullanıldığında döküntülerin süresi ve döküntü sonrası ağrının süresi kısalmaktadır. Ayrıca B1 - B6 vitaminleri, antiinflamatuarlar, kaşıntı için antihistaminler, topikal olarak (dıştan) ise antiseptik, epitelizan, anestezik krem ve solüsyonlar kullanılmaktadır. Gözü tutan zonada, göz ilaçları da tedaviye eklenmelidir. Hastalık sırasında istirahat, beslenme önemlidir. Direnci çok düşük kişilerde hastalığın tüm vücuda yayılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.