28 Aralık 2014 Pazar

Menopoz Alarmı

Menopoz Alarmı


Menopoz, kadınlarda âdet kanamalarının (menstrüasyon) ve dolayısıyla üremenin sona ermesidir. Menopoz zaman zaman "hayatın değişimi" olarak algılansa da bu tarif, negatif bir anlam taşır ve yerinde değildir. Zira menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur ancak bunlar "kötüye gidiş" olarak nitelenemezler.

Çoğu kadında menopoz 45 - 55 yaşları arasında başlar. Ortalama menopoz yaşı 50 olarak kabul edilse de bazı durumlarda 40 yaşından önce bile başladığı ya da 50'li yaşların sonlarına sarktığı görülebilir. Menopozun kişide erken ya da geç başlaması, muhtemelen kalıtımsal olmakla birlikte, iyi beslenme ve sağlıklı bir yaşam menopozu geciktirebilir. Kadınların yüzde %8'inde menopoz 40 yaşından önce başlar. Bu duruma prematüre (erken) menopoz denir. Yumurtalıkların cerrahi operasyon ile alınması veya X ışınları ya da radyum ile yokedilmesi ile suni menopoz başlatılabilir.


Menopoz Belirtileri


Beyin ve böbreküstü bezleri bu ‘artmış, kronik stres’e cevap olarak, öncelikle, ürettiği kortizol hormonu miktarını artırıyor. Bir sonraki aşamada ‘pregnenolon çalması’ olarak bilinen ve böbreküstü bezinin ürettiği diğer tüm hormonları adeta bir kenara bırakıp, var gücüyle kortizol üretmeye odaklanması olarak tarif edebileceğimiz bir mekanizma devreye giriyor. İşte, menopoza girmek üzere olan bir kadın bedeni için alarm zilleri de böyle çalmaya başlıyor.

Aslında doğanın istediği; ürettiği dişilik hormonları menopozdan çok önce azalmaya başlayan yumurtalıkların bu görevini, kısmen de olsa, normal şartlarda böbreküstü bezlerinin devralması ve bu geçiş döneminin kadın için olabildiğince yumuşak geçmesi.

Bunun olabilmesi için de böbrek üstü bezlerinin üreteceği östrojen, progesteron, DHEA ve testosteron hormonlarına ihtiyaç var. Artık yorulmuş, bir de elinde avucundaki kaynakları sadece kortizol üretmeye ayırmış böbrek üstü bezleri, bu hormonları yapmakta zorlanınca menopoz sıkıntıları öngörülenden daha şiddetli ortaya çıkıyor.

Böbrek üstü bezinin ürettiği hormonların ham maddesinin kolesterol, bunu karaciğerden taşıyanın da LDL olduğu düşünülürse, gereksiz kolesterol düşürücü tedavinin de yukarıda anlatmaya çalıştığımız olumsuz tabloya faydadan çok zararı olacağını söylemek pek de yanlış olmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.