28 Aralık 2014 Pazar

Hipertansiyon

Hipertansiyonda Risk Grubunda Olan Kişiler



Sigara içenler: Sigara içmeyenlere göre kalp krizi riski 2 kat, ani kalp ölümü riski ise 2-4 kat daha fazladır.


Şişmanlar: Yaşam süresi kısaldığı ve yaşam kalitesi olumsuz etkilendiği için başta yüksek tansiyon, da­mar sertliği, kalp fonksiyon bozuklukları, kanser, âdet düzensizlikleri, solunum hastalıkları ve psikolo­jik bozukluklar çok daha fazla görülüyor.


Şeker hastaları: Her açıdan risk altındalar. Diyetlerine ve yaşam tarzına dikkat ederlerse çok daha uzun ve sağlıklı hayat sürüyorlar.

Kolesterolü yüksek olanlar: Kolesterol yüksekliği ilk başlarda hiçbir şikayete yol açmaz. Bu yükseklik za­man içinde, kolesterolün damar duvarında birikme­siyle kalp krizi veya inme gibi bir sonuçla kendini gösterir.

Tansiyonunuzu Sabah Akşam Ölçün (Tansiyon Belirti)



Hocam peki, kan basıncı nasıl ölçülmeli ya da ne za­man ölçülmelinin değişmez bir cevabı var mı? Nasıl ölçülmesi gerektiğini anlatmıştım. Ne zaman öl­çülmeli, aslında onu da kısaca söylemiştim sanıyorum: Günün değişik zamanlarında ölçmek lazım. Çünkü gün boyunca değişiklikler oluyor. Onun için biz genellikle has­talarımıza, “Bir sabah, bir akşam ölçtürün lütfen” öneri­sinde bulunuruz. Çünkü tansiyon sabahları daha yüksek, akşamları daha düşük olma eğilimindedir. Bu eğilim kayboluyorsa veya hep yüksek çıkıyorsa veya kullanılan ilaca göre değişiklikler görülüyorsa, biz bu takiplere göre tedavi stratejilerimizde değişiklikler yapıyoruz. Onun için de­vamlı ölçtürmek gerekiyor.


Sabah akşam ölçmek neyse de, bir de hastalık hastası olanlar var. Onlar nerdeyse saat başı ölçüyorlar. Her gün ölçülmesi gerekiyor mu?


Hayır! Bir kişinin kan basıncı yüksekse, yani hipertan­siyonu varsa ve tedavi altına alınmışsa, kontrol altına alın­dığına emin olduktan sonra devamlı ölçülmesine gerek yok. Arada bir ölçülmesi yeterli. Ama kontrol altına alına­na kadar daha sık ölçüm yapılmasını tavsiye ediyoruz.


Peki, evde yapılan ölçümler ile doktorun yaptığı öl­çümler arasında tıbben farklılık olabiliyor mu? Bazı hastalarda doktorun karşısında kan basıncı yük­selmesi oluyor. Buna, “beyaz önlük hipertansiyonu” diyo­ruz. Eğer böyle bir durum varsa, özellikle o zaman hasta­ya, ölçümleri kendisinin evde veya diğer merkezlerde yap­masını tavsiye ediyoruz. Ama böyle bir durum yoksa dok­torun kendi ölçümleri ile hastanın evdeki ölçümleri arasın­da büyük bir fark olmuyor. O yüzden hastalara, zaman zaman, “Siz ölçtürdünüz mü? Ölçtürdüğünüz değerler na­sıldı? Diyelim ki 10 defa ölçtürdünüz, bu 10 tanenin kaç tanesi yüksekti, kaç tanesi normaldi” diye sorarak, tedavi­leriyle ilgili cevap almaya çalışıyoruz.

Kan Basıncı Nasıl Ölçülür,Tansiyon Takip



Peki, her evde bir tansiyon aleti bulundurulmalı mı? Ya da kişi bir şekilde ölçtürmenin bir yolunu mu bulmalı? Eczaneler, sağlık ocakları veya hâlâ çevremizde görebildiğimiz seyyar tansiyoncular var. Çünkü siz, “İnsan mutlaka merak edip tansiyonunu ölçtürmeli” diyorsunuz. Ama bu­nu nasıl yapacaklar?


Kan basıncı yüksek olanların evlerinde tansiyon aleti ol­ması gayet güzel, mantıklı ama, “Kan basınçları normal olan kişilerin de evlerinde mutlaka bir tansiyon aleti olsun” diye bir tavsiyede bulunamayız. Onlar zaman zaman bir tıp merkezinde muayene sırasında, check-up sırasında veya herhangi bir nedenle kan basınçlarını ölçtürebilirler. Evdeki kan basıncı ölçümlerinde dikkat edilmesi gereken şeyler var. Bu doktor ölçerken de böyle olmalı. Kişi ölçüm önce­sinde mutlaka dinlenmeli. Önce bir oturmalı, ölçüm önce­sinde çay, kahve, sigara gibi kan basıncını etkileyebilecek şeyleri almamalı. İlacın öncesinde ve sonrasında, yani ilacı­nı almadan önce ve ilacını aldıktan sonraki saatler içerisin­deki kan basınçlarının kaydını yapmalı. Çünkü ilacın 24 saat etkili olup olmadığını da göreceğiz böylelikle. Verdiği­miz ilaçların 24 saat etkili olmasını istiyoruz. Bu hayat bo­yu devam eden bir tedavi olacağı için devamlı ilaç almak çok zor bir durum olduğundan günde tek tabletle 24 saati kontrol edebilmek istiyoruz. Bu nedenle de hastanın 24 sa­at boyunca kan basıncının kontrol altında olup olmadığı çok önemli. İşte bu nedenle evde günün değişik saatlerinde kan basıncı ölçülürse, 24 saat kontrol altında olup olmadı­ğını da anlayabiliyoruz. Ev ölçümleri en az doktor ölçüm­leri kadar dikkatli yapıldığı zaman değer kazanıyor. (Acil Hipertansiyon)


“Büyük tansiyon”dan ve “küçük tansiyon”dan bah­setmiştiniz. Bu büyük ve küçük tansiyon neden var? Ne­den böyle bir ayrım yapılmış? İkisi de önemli mi, yoksa biri diğerinden daha mı önemli?


Her ikisi de çok önemli. Eskiden sadece küçük tansi­yonun daha önemli olduğu düşünülürdü. Sonra “büyük tansiyon” dediğimiz sistolik kan basıncı üzerinde daha çok duruldu, değerlendirildi. Ama şimdi biliyoruz ki hem büyük hem küçük, yani hem sistolik hem diastolik kan basıncı, kardiyovasküler hastalıklar açısından aynı derecede önemli. O yüzden her ikisinin de normal değer­lere çekilmesi gerekiyor. Sistolik kan basıncı daha çok damar yapımızın yaşla birlikte bozulmasıyla ilgili olarak ortaya çıkıyor. Sadece büyük kan basıncının yükseldiği durumlar da vardır. Bunlara izole sistolik hipertansiyon diyoruz. Bu durumlar için tabii bir araştırma yapmak la­zım. Yaşlılığın ötesinde başka birçok faktör buna neden olabiliyor. Diastolik kan basıncı ise genelde 50-60 yaşla­rına kadar yükseliyor, ondan sonra belli bir platoda du­ruyor. Sistolik ve diastolik kan basıncı arasındaki farkın artması da kardiyovasküler hastalıklar için ciddi bir risk faktörüdür. Biz buna “nabız basıncı” diyoruz. Nabız ba­sıncının artması da bir risk faktörü. Buna da dikkat et­memiz gerekiyor.


Bu yüzden ister sistolik, ister diastolik olsun, her ikisi de çok önemli ve mutlaka her ikisinin de normal değerle­rinde tutulması gerekiyor.

40 yaş önemli bir sınır, Tansiyon Yükselirse



Tetikte olmamız gereken bir yaş sınırı var mı? 50 yaş ve üstü için oranlar verdiniz. Acaba yüksek tansiyon için en riskli yaş grubu 50 yaş ve üstü müdür? Patent Çalışması’na da bakıldığı zaman, genellikle tan­siyonun görülme yüzdesinin, sıklığının arttığı yaş sınırının 40 olduğunu görüyoruz. Demek ki 40 yaş daha önemli bir sınır, ama biraz daha alta da inebilirsiniz, belki 30 da diyebilirsiniz, ama genelde 30′undan sonra, özellikle 40′tan sonra görülme oranı arttığı için 40 yaşına gelen herkesin kan basıncıyla ilgili bir kontrolden geçmesi gere­kir. Bu, sadece kan basıncıyla ilgili değil, bütün diğer kar­diyovasküler hastalıklara neden olabilecek risk faktörleri­nin hepsinin taranacağı genel bir kontrol şeklinde (check-up) olmalı.


Kitabımızı meslektaşlarınız da okuyacaklardır. Onları ilgilendiren önemli bir uyarıda bulundunuz: “Hangi uz­manlık dalından olursa olsun, her doktor hastasının tansi­yonunu ölçmeli”. Hatta hasta da bunu kaydetmeli, değil mi hocam?


Kesinlikle! Yani normalde bizim “fizik muayene” dedi­ğimiz, her doktorun hastasını gördüğü zaman yapması ge­reken muayenenin bir numaralı ölçümü, kan basıncı ölçü­mü olmalı. Nabza bakılması, kan basıncının ölçülmesi da­ha sonra diğer organlarla ilgili fizik muayenenin yapılması gerekir. Bunun için kan basıncı ölçümü asla atlanmaması gereken bir fizik muayene metodu veya fizik muayene öl­çümü olmalı.


Yani kan basıncı ölçümü vazgeçilmez olmalı…

Evet, mutlaka kan basıncı ölçülmeli!

Hekim bunu bilecek…

Kesinlikle! Bütün hekimler.

Hatta hastalar da hekiminden talep etmeli, yani hasta­larımızın bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor…

Haklısınız. Hastalar, “Kan basıncımı ölçmediniz dok­tor bey” veya “Doktor hanım, kan basıncımı lütfen bir öl­çer misiniz” diyebilmeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.