28 Aralık 2014 Pazar

Genetik Göz Hastalığı Keratokonus

Genetik Göz Hastalığı Keratokonus



Keratokonus hastalığı ingilizce "keratoconus" olarak bilinir. Hem genetik hem de çevresel faktörler nedeniyle oluşan hastalık geç teşhis edildiği takdirde kornea nakli gerekebiliyor.

Özellikle sıcak, toz ve alerjenlerin yoğun olduğu ülkelerde sıkça rastlanan keratokonus hastalığı korneanın öne doğru sivrileşip incelmesi sonucu ortaya çıkıyor. Özellikle 15-30 yaş arası gençlerde sık görülen hastalık, kornea naklinin birincil nedeni olarak gösteriliyor. Keratokonusun Türkiye'de en sık Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz sahillerinde rastlandığını belirten uzmanlar, hastalığın oluşmasında hem genetik hem de çevresel faktörler rol oynadığını, en önemli çevresel faktör ise gözü kaşıyıp ovuşturmak yoluyla korneaya zarar vermek olduğunu bildirdiler.



Miyop ve Astigmatla Karıştırılabilir


Hastalığı 40’lı yaşlara kadar ilerlemesini sürdürebildiğini, sonrasında artışın yavaşlayarak durduğunu söyleyen uzmanlar, hastalığın gelişmesinde alerjik göz rahatsızlıklarına sık rastlanır. Sürekli ovalama korneayı tahrip ederek genetik olarak yatkın kimselerde korneada sürekli harabiyete neden olduğu, bu durum ise dokuda incelmeye ve erimeye neden olur. Tipik olarak bir göz daha çok etkilenir, diğeri onu takip eder. Çoğu zaman hastalık rutin göz muayenelerinde miyop, astigmat ve göz tembelliği ile karıştırılabilir. Bu durum ise hastalığın tanısının gecikmesine yol açar. Hızlı seyreden keratokonuslarda korneanın aşırı incelmesi ile kornea aniden aşırı ödemli,bembeyaz hale gelebilir. Bu evrede hastalık en ileri safhasına ulaşmış demektir.

Genetik Yatkınlık Önemli


Uzmanlar genetik yatkınlığın hastalığın gelişmesinde önemli rolü olduğunu vurgulayarak, ebevenylerinde keratokonus olan çocuklarda, % 7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski olduğunu belirttiler. Keratokonusda kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey oluşturduğundan, hastaların genellikle gözlükten fayda görmediklerini belirterek keratokonus tanısında keratometrik ölçümlerde yükselme, kornea kalınlığında azalma, düzensiz astigmatizma gibi belirtiler görülür. Kesin tanı kornea topografisidir. Topografide hastalığın tanısı ve evrenlenmesi belirlenerek tedavi planlanabileceğini söylediler.

Gözlük Fayda Etmiyor


Keratokonus hastalarında görme oranı gözlükle dahi artırılamıyor ve yaşla beraber hastalık da ilerliyor. Bu nedenle keratokonus hastalarında görmeyi artırmak için kontakt lens tercih ediliyor. Şimdiye kadar kullanılan yarı sert kontakt lensler dışında, kullanımı kolay hibrit yapıdaki lenslerle allerjisi olmayan hastalarda görme kalitelerini artırmaları mümkün olabiliyor. Çeşitli nedenlerle kontakt lens kullanamayan hastalarda hem görmeyi artırmak,aynı zamanda ilerlemeyi yavaşlatmak,durdurmak için cerrahi uygulama gerekebiliyor. Cerrahi yöntemlerden ilki ‘Halka’ ameliyatı. Bu ameliyat tekniğinde bıçak kullanılmadan laserle açılan kanalların içine halka takılarak korneanın gerilmesi ve merkezi korneanın sivriliğinin azaltılması amaçlanıyor. Bunun yanı sıra ‘Kerafleks’ denen özel mikrodalga uygulamasıyla hastanın korneasının sivriliğinin azaltılması amaçlanıyor. Bu son uygulama umut vaat etse de henüz yöntemin etkinliğini gösteren uzun dönem sonuçları yoktur.

Korneaya B2 Vitamini Tedavisi


Hastalığın 40'lı yaşlara kadar ilerlediği, hastalığın ilerlemesini durdurmak için son yıllarda bir yöntem keşfedildiğini söylendi. Bu yöntemde korneaya yarım saat süresince, “Riboflavin” denilen B2 vitamini uygulandığını ifade eden uzmanlar, vitaminin göze geçebilmesi için yüzey kazınıyor ve ultraviole ışık uygulaması yapılıyor. Yapılan çalışmalar, bu ameliyatın uygun hastalarda uygulandığında hastalığı yüzde 90’a varan oranda durdurduğunu gösteriyor. Ancak ameliyatın yapılabilmesi için birinci kriter korneanın yeterli kalınlıkta olması. Korneanın çok ince olduğu vakalarda gözün zarar görme olasılığı bulunduğu için bu ameliyat tekniği uygulanamıyor. Bu tekniğin uygulandığı hastalarda, hastalığın seyrinin durağan hale gelebildiğini ve mevcut görmenin korunduğunu gözlemekte olduklarını belirttiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.