22 Aralık 2014 Pazartesi

Bebeklerde İnek Sütünün Zararları




Bebeklerde İnek Sütünün Zararları


Yanlış beslenme ve bunun doğurduğu kötü sonuçlardan ve en sık uygulanan yanlış beslenme şekillerinden biri olan inek sütü kullanımıdır. Türkiye’de ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin oranı maalesef %1.3. Beş yaşın altındaki çocukların %25’inde beslenme eksikliği ve buna bağlı hastalıklar mevcut. Her yıl sırf yanlış beslenme nedeniyle hayatını kaybeden çocuk sayısı 63,000. Oysa ebeveyn ve doktorlar el-ele vererek bu ölümleri azaltabilir hatta yok edebilir. Bu nedenle özellikle de ilk 1 yaşta inek sütü kullanımı, suyla veya sütle pirinç unu, mama gibi yanlış beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerekiyor.

WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ilk 6 ay anne sütü verilmesini önermektedir. WHO anne sütü eksikliği ya da yokluğunda demir ile zenginleştirilmiş biberon mamalarını önermektedir. Anne sütünün verilmediği durumlarda, özellikle ilk 1 yıl, inek sütünün hiçbir şekli asla kullanılmamalıdır.

Kutu Süt Versek Olmaz mı?


En sık sorulan sorulardan biridir. Kutu sütler pastörizasyon dediğimiz özel bir mikroptan arındırma işleminden geçmiş, ve özel olarak paketlenen bildiğiniz inek sütüdür. Anne sütü veya mamayla karşılaştırıldığında zararlarında bir azalma olmadığı gibi faydalarında da bir artış olmaz. Bu bazı markalarda bildiğimiz çocuk sütleri için de geçerlidir. Bunlar da vitamin ve mineral katkısı olan yine bildiğiniz pastörize inek sütleridir. İnek sütü ne açık- ne kapalı kutu-şişe –ne çocuk sütü tarzında hiçbir şekliyle 1 yaşın altında asla kullanılmamalıdır.

Çok kısaca söylemek istersek inek sütünün besin değeri bebek için yetersiz, bazı açılardan da bebeği yoracak kadar fazladır. İnek sütünün yüksek protein ve sodyum-potasyum-klor gibi mineral içeriği, bebeğin henüz olgunlaşmamış böbreklerine aşırı yük bindirir.

İnek Sütü Kullanımı


İnek sütü kullanımı, C vit eksikliğiyle hem barsak içi kanamalara yol açabilir hem de içerdiği demirin miktarı ve emilim oranı anne sütündekinden oldukça düşüktür. Bunun sonucunda, bir yandan kayıp bir yandan yapım eksiliğiyle kansızlık ve gelişme geriliği ortaya çıkar. İnek sütünde D vitamini çok azdır, bu da kemiklerin düzgün gelişememesine yol açar sonuçta X-O bacak gibi şekil bozuklukjlarıyla seyreden raşitizm, hatta bazen kanda kalsüyumun aşırı düşüşüyle epilepsi benzxeri kasılma şuur kaybı nöbetleri bile olabilir.

Omega 3 ve 6 gibi esansiyel yağ asitleri açısından çok fakir olduğu için beyin ve göz gelişimi geri kalır. Yine iyot ve çinko miktarlarının çok yetersiz olması bebeğin zihinsel gelişmesini olumsuz etkiler. En önemli sakıncalarından biri de, allerji riskinin fazla olmasıdır. Erken yaşta inek sütü başlanan bebeklerde ileride saman nezlesi, egzama tarzı kaşıntılar, astım gibi alerjik hastalıkların daha sık olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

İnek sütüyle hazırlanmış muhallebi yapmak, sütü bisküvi ile karıştırmak da bebeğinize uygun değildir. Anne sütünden son derece uzaktır. Sadece doyuruculuğu arttırır, ancak sütün zararlarından korumaz sadece kof şişmanlık sağlar, ihtiyaçlarını karşılamaz. Dengesiz bileşimi sonucu soluk renkli, donuk bakışlı, şişman ancak sağlıksız bebekler ortaya çıkar. Çocuğun gelişimi sadece kilo alımıyla değerlendirilmemelidir.

İnek sütü 1 yaş sonrasında da mucizeler yaratan, boyu acaip uzatan bir şey değildir aslında. Evet kalsiyum kemik gelişimi için gerekli kabul edilir, ancak doğada yeşil yapraklı sebzeler, narenciye, yumurtada orta miktarda, susam yani tahin, badem gibi bazı kuru yemişlerde ise çok yüksek miktarda kalsiyum vardır. Süt sevmeyen, süt ürünü sevmeyen ancak bunları tüketen bir çocuğunuz varsa içiniz rahat olsun, çocuğunuzun boyu kısa falan kalmayacak. Genetik potansiyeli neyse sağlıklı beslenen herkes o noktaya erişecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.