28 Aralık 2014 Pazar

Ahududunun Faydaları

Ahududu



Ahududu adıyla bilinen bitki gülgiller familyasından, yaz ve sonbahar mevsiminde kırmızı renkli ve tatlı meyveler veren bir bitki türüdür. Ormanların seyreldiği yerlerde veya önceden yangın ya da ağaç kesimi ile açılan alanlarda büyür. Ahududu çiçeği, arılar için temel bir nektar yani besin kaynağıdır.


Nemli iklime sahip bölgelerde kolayca üretilebilir ve kesilmedikçe kendiliğinden yetişebilir. Bu bitki adını ceylan anlamına gelen ahu ile dut kelimelerinden almıştır; ceylan dutu anlamındadır. Duta benzeyen meyvesi kırmızı, etli, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi taze olarak yenilebileceği gibi kurutularak da kullanılır. Yaz başında çiçek açar; temmuz-ağustos aylarında meyvesi olgunlaşır ve toplanır.


Ahududunun meyvelerinde uçucu ve sabit yağ, pektin, meyve şekeri, malik ve sitrik asitler (dolayısıyla C vitamini): yapraklarında ise tanen bulunur. Meyveleriyle şurup, şekerleme, reçel, dondurma, pasta, likör ve meyve suyu yapılır. Taze meyvesi kısa zamanda bozulduğundan dondurularak saklanır.


Ahududunun Faydaları



Ahududu vücuttaki toksin maddeleri dışarı atar, kanı temizler. Vücuda dinçlik verir. Ateş düşürücü etkisi nedeniyle ateşli hastalıklarda ahududu şerbeti kullanılmaktadır. Romatizma, kansızlık ve verem hastalıklarına karşı yararlıdır. İdrar söktürücü özelliğiyle Ahududu kabızlığı giderir. Olgunlaşmış, taze ahududu bol miktarda "A vitamini" barındırır ve fazla faydalıdır. Dokuları sıkılaştırıcı ve güçlendirici etkisi vardır. Böbrek ve şeker hastalığı olanların taze olarak önerilmektedir.


Ahududu meyvesinin içerdiği antosiyanin adlı madde bağışıklık sistemini destekleyici ve kan şekerini düşürücü nüfuz gösterir. Antosiyanin insülin salınımını artırarak, kan şekerinin düşmesine yardım eder. Günlük 150-200 gram ahududu tüketimi bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Ahududu antioksidan etkileri olan Fenol, Flavon ve Flavonoid adlı maddeleri de içerir. Bu maddeler DNA moleküllerine zarar veren ve kansere sebep olan serbest oksijen radikallerini nötralize eder.

Ahududu Çayı



Ahududunun çay için, kurutulmuş ve ufalanmış yaprakları 1-2 saat soğuk suda beklettikten sonra aynı suyla kaynatmaktır. bir fincan için bir çay kaşığı kurutulmuş yaprak yeterli olacaktır.Kaynatıldıktan sonra beş dakika soğumasını bekleyip süzerek içebilirsiniz. Gebelik ve emzirme dönemi hariç günde üç bardak içilebilir. Ahududu çayı etkisiyle gargara suyu olarak diş eti hastalıkları, tahriş olan ve ağrıyan boğaz ile ağız içi yaralarının tedavisinde de faydalıdır.

Ahududu Kullanımı



Tatlı meyvesi bitkinin en popüler bölümü olmasına karşın, ahududu yaprakları fazla uzun yıllardır çeşitli sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Ahududu yaprağı çayının, harici olarak yaraların iyileşme süresinin hızlandırılmasından mide bulantısına, diş eti hastalıklarının tedavisinden safra akışını arttırmaya kadar farklı rahatsızlıklara iyi geldiği söylenmektedir. Kanı temizler, boğaz ağrısına iyi gelir. Diş eti hastalıkları tedavisinde kullanılır. Adeti düzenler. Adet öncesi sendromu belirtilerini azaltır. İshale iyi gelir. Bronşite iyi gelir.


Ahududunun çiçekleri kaynatılıp bu su ile gargara yapılırsa bademcik, boğaz ve dişeti iltihaplarına iyi gelir. Göz nezlesinde, göz banyo yaptırılırsa yararlıdır. Bir miktar ahududuyu ezip püre haline getirdikten sonra yüze maske yapılırsa cildi sıkılaştırır ve serinletir. Yaprakları ince kıyılıp kaynatılarak çayı hazırlanabilir. Göz nezlesinde, göz banyo yaptırılırsa yararlıdır. Bir miktar ahududuyu ezip püre haline getirdikten sonra yüze maske yapılırsa cildi sıkılaştırır ve serinletir.


Ahududu çok iyi bir reçel malzemesidir. Ahududu reçeli oldukça besleyici bir kahvaltılık malzemedir.


Ahududu hakkında bilgi tecrübe ve deneyimlerinizi yorum olarak paylaşırsanız seviniriz. Ahududu hakkındaki yazımızı faydalı bulduysanız sosyal mecralarda paylaşabilirsiniz. Teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

UYARI

Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi


Sağlık, kişisel bakım, beslenme ile ilgili tibbitedavi.com sitesinde yazılan yazılar internette yazılan genel bilgilerin derlenmesi sonucu oluşan bilgilerdir. Bu blog hastalık teşhis veya tedavisi amacı taşımaz. Bir sağlık sorununuz varsa ilgili doktora muayene olunuz. Blogda yazılan uygulama anlatım ve tariflerin insanları yönlendirmek gibi bir amacı yoktur. Yazdıklarım bilgilendirme amaçlı yazılardır ve bu yazılardan çıkarılan sonuçlarla yapılacak kür, bakım vb. işlemlerin sorumlulukları blog sahibine ait değildir. Yapılacak bakımlar sonucu oluşan olumlu ya da olumsuz sonuçlar kişilerin sorumluluğundadır. Bu bloğa ulaşmakla yukarıda yazdığımız durumları kabul etmiş olursunuz. Blogumda bulunan yazıların kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır. Yazılarımı kaynak göstererek kullanılabilir, sosyal medyada paylaşabilir ve sorularınızı yorumlar kısmından sorabilirsiniz.